01 May 2014

The Author

Bilgisayar Mühendisi, Konser Fotoğrafçısı, Video Sevdalısı, grafik ve animasyon meraklısı, araştırmacı kişilik, okur, yazar, çizer, çeker...

Share

Sırp ve Arnavutların Kökeni

Yüksek lisans eğitiminin olmazsa olmazı Seminer dersinde Eylül ayında görev yapmaya başlayacağım Priştine Büyükelçiliği’ne Kosova’yı tanıyarak gitmek istediğim için Kosova’nın tarihi üzerine çalışmaya karar vermiştim. Konu tarih olunca araştırma yapmak hem keyifli, hem de zorlu oluyor, bu nedenle niyet buradan Kosova’nın bağımsızlığına ulaşmak olsa da gidebildiği yere kadar götürmeyi planlıyorum.


Her insan topluluğunun öncesindeki bir başka topluluktan geldiğini düşündüğümüzde bir halkın kökenini araştırmak, bulunan her kökenin de bir kökeni olacağı için sonu olmayan bir çalışmaya benzer. Bu durumda ‘son’ bir kökene erişebilmek için aramaya bir noktada son vermek gerekmektedir ki bu çalışmada özellikle Arnavutların kökeni aranırken antik çağa kadar inilecektir. Ayrıca, geçmiş çağlarda toplulukların sürekli olarak hareket halinde olduğu, bunun da sürekli olarak yeni topluluklarla karşı karşıya gelinmesi ve zaman içinde ırkların kaynaşması ile sonuçlandığı unutulmamalıdır.

Slavların Balkanlara hareketine ilişkin detayların çoğu bilinmese de araştırmalar sonucunda bazı temel bilgilere ulaşılmıştır. Aralarında Sırp ve Hırvat kabilelerinin de bulunduğu kalabalık bir Slav topluluğu 5. Ve 6. Yüzyılda Tuna Nehri’nin kuzeyindeki Orta Avrupa topraklarında yaşamaktaydı. Hırvatların merkezi Bavyera, Slovakya ve güney Polonya iken, elde edilen bulgulara göre daha önceki dönemlerde Karadeniz’in kuzey ve kuzey-doğusundan göç eden Sırpların merkezi ise Çek toprakları ve Saksonya’ydı. Bu dönemde Bizanslı yazarlar tarafından vahşi, tarımdan ziyade hayvancılıkla uğraşan, pek çok şefe sahip ama birleştirici büyük bir lidere sahip olmayan topluluklar olarak resmedilmişlerdi.[1]

İmparator Jüstinyen (527-65), verimli tarım ve hareketli ticaret yolları sayesinde gelişmiş pek çok kasaba ve şehre sahip Balkanlarda Bizans hâkimiyetini yeniden sağlamıştı. Bu dönemde, 547 ve 548 yıllarında Slavlar günümüz Kosova’sının bulunduğu bölgeyi işgal etmiş ve kuzey Arnavutluk sahilindeki Dıraç’a kadar ilerlemişlerdi.[2] 580’lerde Yunanistan’ın içlerine kadar ilerleyen Sırp ilerleyişi 7. Yüzyılda Bizans’ın varlığını tehdit eden savaşçı bir halkın, Avarların bölgeye gelişi ile yavaşladı. 7. Yüzyılın başlarında Avar tehdidi karşısında Bizans imparatoru, orta Avrupa’da yaşayan Hırvatları davet etmesi ve Hırvatların komşuları Sırplar ile birlikte Avarlardan boşalan yerlere yerleşmesi ile Balkanlarda yeni bir döneme girildi.[3] Hırvatlar, günümüz Hırvatistan’ı ve batı Bosna’ya, Sırplar ise Kosova’nın kuzey doğusunda yer alan Rascia’ya yerleştiler. Bu dönemde Sırpların tam olarak bir devleti olmayıp, daha çok župa ismi verilen küçük kabile bölgeleri oluşturdular ve 7. Yüzyılın ortalarında Karadağ’ın sahil kesimi üzerinden kuzey Arnavutluk’a geçtiler.[4] Dure ve İşkodra Slavlara direnmeyi başarsa da bölgenin büyük kısmı Slavlaştı ve 9. yüzyılda kasaba ve yüksek dağların dışında Slav dillerini konuşan insanlar Kuzey Arnavutluk nüfusunda önemli bir yere sahip hale geldi.

Günümüz Yugoslavyasının ve kuzey-batı Bulgaristan’ın olduğu bölgenin kırsal kesimi daha çok Latince konuşanlardan oluşuyorsa da zamanla bu alanlar Slavlaştı ve Balkanların iç bölgelerinde yaşayan halk da Slavca konuşanlarla dolmaya başladı. Hayvancılıkla uğraşan yarı göçebe Ulahlar*, 10. ve 11. Yüzyıla gelindiğinde orta ve batı-orta Balkanlarda Latince konuşmaya devam eden tek topluluk haline geldi ki Romanyalıların öncülü olan bu topluluk da 12. Yüzyılda kuzeye ilerleyerek bugünkü Romanya’ya yerleştiler.

Kosova, Sırpların ilk yerleşim yeri olan, daha kuzey batıda yer alan Rascia bölgesinin içinde değildir; Sırpların Kosova’ya yayılması 12. Yüzyılda başlamıştır. Bu döneme ait somut bilgiler bulunmamakla birlikte, dağlarla çevrili bu bölgede yer alan Ulahların Sırplarla Bulgarlar arasında geniş bir sınır bölgesi oluşturduğu düşünülmektedir.[5]

Kosova bölgesine Slav ilerlemesi Bulgarlar tarafından 9. Yüzyılda gerçekleşmiş, Ohrid’i ele geçirerek bu bölgeleri Hristiyanlaştıran Bulgarlaın Ohrid’de psikoposluk kurmaları ile Ohrid bölge Slavları için önemli bir merkez haline gelmiştir.[6] 1014-18 yıllarına kadar Bulgarların ve Makedonların yönetimi altında kalan Kosova Çar Samuel’in ölümü üzerine, ‘Bulgar Katili’ İmparator Basil döneminde yeniden Bizans İmparatorluğunun yönetime girdi ve ilerleyen yaklaşık iki yüzyıl boyunca da bu durum değişmedi.[7]

Sırpların geçmişine göre Arnavutlarınki daha soluk olup konu hakkında pek çok teori üretilmiştir ama Arnavutların Trakyalı ya da İlliryalı olduklarını iddia eden iki ana teori öne çıkmaktadır. Dil yapıları incelendiğinde İliryalı teorisi daha ön plana çıkmaktadır.

Arnavut askerlerinin 1043 yılında asi bir Bizans generalinin ordusunda Yunanlılarla yanyana savaşması ile Arnavutlar tarih kayıtlarında ilk defa yer almıştır. Adları 1078 ve 1081 yıllarında Dure’de Norman istilasına karşı Bizans güçlerine katılmaları ile yeniden geçmiş ve bundan sonraki iki yüzyılda daha çok bahsedilir olmuştur. 13. Yüzyılda Dure ile İşkodra arasındaki bölgeyi yöneten Arnavutların, 14. Yüzyılın başlarında Karadağ’ın dağlarında ve Ragusan’ın kuzey bölgelerinde uzun süredir yerleşik olarak yaşamakta olduklarına dair işaretler mevcuttur.[8]

Türkçenin aksine çoğu dilde ‘Albania’ olarak geçen Arnavutluk’un kaynağı da hala tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. Ptolemy, 2. Yüzyılda ‘Albanoi’ isimli bir kabilenin Dure’nin doğusunda bir yerlerde ‘Albanopolis’ isimli kasabada yaşadığından bahsetmiştir.[9] Dil bilimciler Hint-Avrupa dil ailesinde ‘Alpler’in de türediği dağlık alan anlamına gelen ‘Alb-’ elemanından türediğini düşünmektedirler. Bunun yanında, Arnavutların kendilerini tanımlamak için bu kelimeleri kullanmazlar, Arnavutçada Arnavutluk için ‘Shqipëria’, Arnavut için ‘shqiptar’, dilin kendi için de ‘shqip’ kullanılır. Geç 14. Yüzyıl belgelerinde kişi ismi olarak geçen shqiptar’ın kaynağı da tam olarak bilinmiyor olup, kartal ismi olan ‘shqipojnë’den geldiği düşünülmektedir.

İllirya

Morava vadisi ve Kosova’nın doğusu, Arnavutluk ve Yugoslavya’nın büyük bölümünde yaşayan llliryalılar ile Bulgaristan ve Makedonya’nın bir bölümünde yaşayan Trakyalılar arasındaki sınırı oluşturmuştur. Kosova’nın kendisi ise o dönemde kabile olarak yaşayan ve İlliryalılarla aynı soydan geldikleri düşünülen Dardanyalıların bir parçasıydı. MÖ 168 yılında Roma İmparatorluğu yönetimi altına girdikten sonra özellikle sahil kesimi Romalılaşan İlliryalılardan geriye yazılı metin kalmamıştır. Bu durumda İlliryaca nasıl olmuş da Arnavutça olarak hayatta kalmayı başarmıştır? Bunun için fiziksel temastan kaçınıp izole olmak gerektiği düşünülebilir ki buna da dağlık bölgelere çekilerek başarmış oldukları, Arnavutçanın en saf kelimelerinin dağlar, yüksek irtifa bitkileri ve hayvancılıkla ilgili olması ile ilişkilendirilmektedir.[10]

Kosova’nın eski sakinlerinin kimler olduğuna dair pek çok farklı teorinin varlığı kesin bir sonuca ulaşılmasını güçleştirse de altıncı ve onikinci yüzyıllar arasında Arnavutların dillerini kaybetmeden bu bölgelerde yaşamış olması, ondan önceki altı ya da fazla yüzyıl da bu bölgede yaşamış olma ihtimalini güçlendirdiği düşünülebilir. Romalıların Dardanya vilayeti Roma yerleşimleri sahip olmuştur ama gözetleme kulelerinin varlığı ile Dardanyalı haydut ve hırsızlardan bahseden pek çok Romalı kaynak dikkate alındığında homojen bir şekilde Romalılaşmış olmaktan uzak olduğu sonucuna varılabilir. Dağlardaki çobanlar ilk-Arnavutçayı konuşuyorduysa, belki de Romalılar gelmeden önce vadilerdeki sıradan Dardanyalılar da bu dili konuşuyordu. Kosovalı Arnavutlar, İlliryalı Dardanyalıların Arnavutların atası olduğu fikrine sıcak bakıyor olsa da antik tarihten yola çıkarak modern politikaların belirlenmesi gerçekçi bir yöntem olarak değerlendirilemez.

* Ulah: Tarihçilerin Makedon Rumenleri olarak adlandırdıkları göçebe bir halk. 2011 verilerine göre günümüzde Sırbistan’da 35,330 Ulah yaşamaktadır.

[1]John Van Antwerp Fine, The Early medieval Balkans : a critical survey from the sixth to the late twelfth century, University of Michigan Press, 1983, s. 26-27

[2] Noel Malcolm, Kosovo: a short history, Basingstoke ve Oxford, Pan Books, 2002, s. 23

[3] Fine, a.g.e., s. 49-59

[4] Fine, a.g.e., s. 57

[5] Malcolm, a.g.e., s.27

[6] Steven Runciman, A history of the First Bulgarian Empire, London, G. Bell & Sons, 1930, s. 88-93

[7] Runciman, a.g.e., s. 127-38

[8] Malcolm, a.g.e., s.28

[9] William Smith, Dictionary of Greek and Roman Geography, Boston, Little, Brown, And Company, 1887, s. 37

[10] Malcolm, a.g.e., s.35

No comments
Leave a comment

Powered by WP Hashcash