04 Feb 2012

The Author

Bilgisayar Mühendisi, Konser Fotoğrafçısı, Video Sevdalısı, grafik ve animasyon meraklısı, araştırmacı kişilik, okur, yazar, çizer, çeker...

Share

Olympus ve Four Thirds’ün sonu yakın mı?
Olympus 4/3

Four Thirds (4/3) sistemi 2000 yılının başlarında, tamamen dijital fotoğrafçılık göz önünde bulundurularak sıfırdan tasarlanmıştır yani formatın geçerliliğini anlayabilmek için o dönemin şartlarını da anlayabilmek gerekir. 2000 yılı mesela Canon’un gerçek anlamda kendi DSLR modellerini piyasaya sürdüğü yıldır.

  • 2000: EOS D30, 1.6x, 3.1MP CMOS
  • 2000: EOS 1D, 1.3x, 4MP CCD

Piyasada alınabilir fiyatta bir 1x çarpanlı DSLR yokken Olympus’un başını çektiği bir grup firma 4/3 sistemini geliştirir ve çarpanın 2x olması gerektiğinde karar kılarlar. Gene 2000’lerin başlarında TV sinyallari 4:3 olduğundan ve kağıt formatı da 4:3’e 3:2’den daha yakın olduğu için bu dönemde alınan karar mantıklı gelmektedir. Bununla ilgili daha fazla bilgi isteyenler BasÇek’teki yazımı okuyabilirler: Four Thirds (4/3) ve Olympus E-Sistemi

4/3’ün ilk ürünü 2003 yılında pro sınıftan geldi: Olympus E-1. Tabii aradan geçen zamanda diğer firmalar da armut toplamayıp piyasada yer edinebilmek için yeni modeller geliştirmişlerdi. E-1’in çıktığı dönemde Canon’daki en yakın rakibi Canon EOS 10D idi. 1.6x çarpanlı 10D, 3:2 formatında 6.3MP CMOS Algılayıcıya sahipti. E-1 yalıtımlı ve dayanıklı bir pro gövde olduğu için pek küçük değildi ve bu nedenle sistemin avantajlarını pek gösteremedi. Okuduğum incelemelerde de rakipleri kadar başarılı bulunmadığını gördüm. Sonrasında asıl pazara hitap eden uygun fiyatlı ve küçük boyutlu DSLR modelleri ile sistem beklenen ilgiliyi görmeye başladı.

İlk başlarda bu çarpan fazla sıkıntıya neden olmazken zamanla diğer firmaların algılayıcılarının gelişmesi karşısında Olympus yeterince hızlı tepki veremeyince özellikle yüksek ISO konusunda geri düşmeye başladı. Zaten pazarda belirgin bir Canon/Nikon liderliği ve marka bilinirliği varken de diğer markaların fazla şansı olamadı.

Sonra Olympus başka bir radikal kararla aynasız lensi değiştirilebilir Micro 4/3 (M4/3) sistemini duyurdu. Burada şeytanın bacağını kırdı diyebiliriz çünkü çok iyi satış rakamları elde ettiler. Şuan Japonya aynasız sistemler pazarının aslan payı Olympus’a ait. DSLR pazarında istediğini elde edemeyen Olympus da giriş seviyesini tamamen M4/3 sistemine kaydırdı ve 4/3 ‘ün model çeşitliliğini sonlandırdı. Şuan sadece en güncel pro model Olympus E-5‘i alabiliyorsunuz.

http://robinwong.blogspot.com

Sistemin başından beri yumuşak karnı yüksek ISO oldu. Canon’un yıllarca en iyi olduğu bu alan artık daha homojen ve Canon dışındaki çoğu firma Sony üretimi CMOS algılayıcıları kullanarak oldukça iyi yüksek ISO başarımına sahipler. Olympus, Kodak ve Panasonic’in eline baktığı için de bu yarışta geri kaldı. Şuan APS-C algılayıcılı diğer modellerin 1-2 durak daha iyi yüksek ISO başarımı olduğunu söyleyebiliriz.

Herkesin kendine has bir tarzı ve beğenisi olduğunu baştan kabul etmek lazım. Benim dpreview’ün stüdyo örneklerine göre görüşüm ise şu şekilde:

  • JPEG, ISO1600: E-5 > K-5 > 7D > D7000
  • JPEG, ISO3200: D7000> K-5, 7D > E-5
  • JPEG, ISO6400: D7000> K-5, 7D > E-5

JPEG çekimde ISO1600’u geçince kalite düşüyor, ISO3200’de ince detaylar daha düşük çözünürlüğün de etkisi ile zor seçilmeye başlıyor ama hala kullanılabilir. ISO6400 ise benzer nedenlerden dolayı pek iyi değil, D7000 mesela hala kullanılabilir.

Ham çektiğimizde ise aradaki farklar azalıyor, mesela ISO1600’de hepsi birbirine yakın sonuçlar elde ediyor. Buradan herkesin övdüğü JPEG motorunun farkını görebiliyoruz, ham veri asgari kayıpla JPEG haline getiriliyor. ISO3200 hala gayet kullanılabilir detay sunarken ISO6400 yüksek chroma gürültüsü nedeniyle çok iyi değil.

Bunu dedikten sonra yüksek ISO konusunda çok iyi dediğimiz Fuji X100’de de pratikte ISO1600’den sonra kalite kaybı yaşadığımızı, ISO6400’ünü mümkün mertebe kullanmamaya çalıştığımı belirteyim yani günümüzde mükemmel sonuç veren APSC gövde diye bir şey hala söz konusu değil. Evet, çok övülen NEX-5n de buna dahil. JPEG çekerseniz NEX-5n’in ISO3200 sonucunun E-5’in ISO1600’üne denk olduğunu söyleyebilirim. Burada denklik yazımda anlattığım diyafram-enstantane-iso bağlantısının tele kısmında avantaj haline gelmesini görüyoruz ve gene o yazıda anlattığım ISO denkliği bence hala geçerliliğini koruyor, 1.5x çarpanlı sistemin 2x çarpanlı sisteme göre 1 duraklık avantajı var.

At its lowest ISO sensitivity settings the E-5 is capable of excellent results, and resolution is very high given the sensor’s pixel count. At its best, the E-5 hold its own against cameras with considerably higher pixel counts, and as you can see here, at 100%, detail capture is very high indeed. At ISO 400, a suspicion of noise-reduction starts to take the edge of fine detail, but this is only apparent by very close inspection, and for everyday, bright light photography, image quality at ISO 200 and 400 (and indeed 100) is essentially on a level.

Gövde güven verici şekilde yalıtımlı ve sağlam.

http://robinwong.blogspot.com

Öncelikle manzara çekiyorsak, yanımızda bir tane de tripod’un olması gerek o yüzden bu tarz çekimlerde yüksek ISO başarımı bence çok mühim değil, düşük ISO, uzun enstantane ve sağlam bir tripod edinmek lazım. Profesyonel portre çekiminde de gene işin içine bol miktarda harici ışık giriyor o da bence fark yaratan bir alan değil. Asıl farkı yaratabilecek alan gece konser çekimi, spor ve kuş çekimi oluyor. Genel kullanıma daha sonra döneceğim, önden pahalı lensleri aradan çıkaralım:)

70-200mm f/2.8

Konser çekerken 5D ve 5D Mark II ile en çok kullandığım lensim açık ara Sigma 70-200/2.8 EX DG HSM idi. Canon’dan gelen EF 85/1.2L USM bile aynı tadı verememişti:) İlk etapta sistemlerin 70-200/2.8 seçeneklerini karşılaştıralım.

  • Olympus Zuiko 35mm – 100mm f/2.0 EZ: 2500$, 1.65kg, 214x97mm, 77mm
  • Canon EF 70-200mm f/2.8L IS II USM: 2200$, 1.49kg, 199x89mm, 77mm
  • AF-S Nikkor 70-200mm f/2.8G ED VR II: 2400$, 1.54kg, 206x86mm, 77mm
  • Pentax SMCP-DA* 50-135mm f/2.8 ED (IF) SDM: 850$, 0.69kg, 137x76mm, 67mm

Olympus, Canon ve Nikon lensleri üst düzey keskinlik sunuyorlar, Pentax lenslerini pek tanımıyorum. Öncelikle Nikon ve Canon, APSC algılayıcılar için 70-200 denkliğinde bir lens sunmuyor, FF lensleri kullanmamız lazım yani en tele kısmında teorik güvenli enstantanemiz 1/300 saniye. IS başarımının hepsi için aynı olduğunu varsayalım (pratikte E-5 için 2-3 durak, Nikkor ve Canonlar için 3-4 durak demek mümkün, Pentax’ı bilmiyorum).

  • 7D +70-200/2.8 ->200mm, f/2.8,  1/300, ISO3200
  • E-5+35-100/2 -> 100mm, f/2, 1/200, ISO1250

Olympus Zuiko 35mm – 100mm f/2.0 EZ diğer lenslerden biraz daha pahalı ama bunun karşılığında 1 durak daha açık bir diyafram sunuyor, bunun pratikteki faydası da az daha düşük ISO değerini kullanmak olmakta. Bu fark özellikle tele kısmında çok işe yarıyor çünkü geniş açıya doğru çarpanlı makineler için üretilmiş lenslerle karşılaşıyoruz. Ama burada Olympus’un 14-35/2 lensinin SHG serisinden olduğunu belirtmeliyim yani Canon’un L serisi gibi üst kalite metal gövde ve yalıtım anlamına geliyor. Canon ve Nikon’da bunu almak için FF lensi olan 24-70/2.8 modellerine bakmamız lazım, EF-S ve DX serisinde ne yalıtım, ne de metal gövde yer almıyor.

24-70mm f/2.8

Bir sonraki lensimiz denkliği FF’de 24-70/2.8 olanlar.

  • Olympus 14-35mm f/2.0 ED Zuiko: 2300$, 900gr, 123x86mm, 77mm
  • Canon EF-S 17-55mm f/2.8 IS USM: 1100$, 635gr, 112x84mm, 77mm
  • Canon EF 24-70/2.8L USM: 1300$, 953gr, 122x84mm, 77mm
  • Nikon 17-55mm f/2.8G ED-IF AF-S DX: 1400$, 755gr, 112x86cm, 77mm
  • Nikon 24-70mm f/2.8G ED AF: 1900$, 900gr, 132x84mm, 77mm

Bu seçenekler içinde 1 durak daha hızlı diyafram sunan 35-100/2’nin pahalı kaldığı bir gerçek. Lens gene Zuiko adını hakedecek şekilde çok keskin, metal ve yalıtım var ama tüm bunlar rakiplerinin neredeyse 2 katı fiyat olarak karşımıza çıkıyor.

14-24mm f/2.8

En geniş açı konusuna da bakarak tekrar tele kısmına geçelim. Burada denkliğimiz 14-28mm ve benzeri lensler olacak.

  • Olympus 7-14mm f/4.0 Zuiko ED: 1800$, 780gr, 119x86mm, (E-5 ile ~=14-28mm f/8)
  • Canon EF 16-35mm f/2.8L II USM: 1600$, 635gr, 112x89mm (7D ile ~=25-56mm f/4)
  • Canon EF-S 10-22mm f/3.5-4.5 USM: 800$, 386gr, 89x84mm (7D ile ~=16-35mm f/5.6)
  • Nikon AF-S 14-24mm f/2.8G ED AF:  2000$, 969gr, 132x97mm (D7000 ile ~=21-36mm f/4)
  • Nikon 10-24mm f/3.5-4.5G ED AF-S DX: 850$, 459gr, 87x83mm (D7000 ile ~=15-36mm f/5.6)

Burada tam bir denklikten söz etmek mümkün değil işte. APS-C Canon veya Nikon kullanıyorsanız ultra-geniş zoom seçeneğiniz yalıtımsız modellerle sınırlı, gövde kaliteleri yüksek olsa da gene de Olympus’un verdiği güveni veremiyorlar. Bu ektralarla fiyat da haliyle baya yüksek oluyor ama FF seçeneklere bakarsak aslında çok da yüksek olmadığını görebiliyoruz. Canon 16-35 ne yazık ki Nikon ve Olympus ayarında değil, bu ikisi şuan piyasadaki en iyi ultra-geniş açı zoom lens.

Diyelim Nikkor 14-24/2.8’i istiyorsunuz. Bunun için en uygun gövde D700 ve D3x olacak (D800 de yakında geliyor). D700 de E-5 gibi 12MP ve açıkcası dpreview karşılaştırma uygulamasında ikisinin ISO-100 sonuçlarında ben fark göremedim. Bu sefer Nikkor lensinin 1 duraklık avantajı söz konusu yani gece elde çekim yapacağım dediğinizde Nikon FF çözümü sizin için daha mantıklı olabilir.

Ve gelelim tele meraklılarına. Burada baz aldığım sistem 4/3 olduğu için Olympus’un lenslerini baz alarak yazmaya devam edeceğim.

300mm f/2.8

Bu lens özellikle konser ve sahne sanatlarının uzaktan çekimi için, portre, spor ve kuş çekimi için tercih edilir. Avantajı hızlı olması sayesinde 1.4xTC ve 2xTC ile de etkili bir şekilde kullanılabilmesi. 1.4x TC ile 420mm f/4, 2x TC ile de 600mm f/5.6 lens gibi kullanabiliyoruz. Zuiko 150/2, f/2’de bile çok keskin bir lens, 1.4x TC ile 420/2.8 oluyor hala çok keskin, 2x TC ile 600/4 oluyor, diyaframı f/5.6’ya kıstığınızda lens gene oldukça keskin.

  • Olympus Zuiko 150mm f/2.0 E-ED: 6000$, 1,55kg, 150x100mm (E5 ile denklik: 300mm, f/4)
  • Canon EF 200mm f/2L IS USM: 5500$, 2.54kg, 208x127mm (7D ile denklik 320mm f/2.8)
  • Nikom 200mm f/2 G ED VR II: 5200$, 2.93kg, 203×124 (D700 ile denklik 300mm f/2.8)
  • Pentax SMCP-DA* 200mm f/2.8 ED (IF) SDM: 1200$, 0.82kg, 135x84mm (K-5 ile denklik 300mm f/4)
  • Canon EF 300mm f/2.8L IS II USM: 7300$, 2,35kg, 128x248mm
  • Nikon 300mm f/2.8G ED-IF II AF-S VR-II: 5700$, 2,90kg, 267x124mm
  • Canon EF 200mm f/2.8L II USM: 760$, 0.76kg, 132x84mm  (7D ile denklik 320mm, f/4)
  • Canon EF 300mm f/4L IS USM: 1350$, 1.19kg, 221x90mm
  • Nikon 300mm f/4 ED_ID AF-S: 1180$, 1.44kg, 223x89mm

Hızı dikkate aldığımızda Canon’da ve Nikon’da da bu sefer denk lensler mevcut. 3 lens de çok iyi, FF 300/2.8 lensler de keza öyle. Fiyatlar hepsinde pahalı, biraz özel bir sınıf olduğu için de normal diyebiliriz. Olympus’un burada bariz bir ağırlık avantajı var. 1 durak daha yavaş olsun çok farketmez derseniz Pentax ve Canon için daha  uygun seçenekler mevcut.

100-400mm f/5.6

Bu genel kullanıma yönelik kuş, spor, safari lensi olarak kabaca genellenebilir:) Bu tarz lensler büyük ve ağır oluyorlar. Olympus’un çözümü her zamanki gibi rakiplerinden daha hızlı. Nikon 4x yerine 2x zoom sunuyor ve 1 durak daha yavaş, fiyat ise 50-200/2.8’den 800$ daha yüksek. Canon’un çözümü ise yavaş kalıyor ama fiyatı çok daha uygun. Olympus’ta uygun seçenek bakarsanız orada da 100-400’ü tam olarak karşılayan 1200$’lık Zuiko 50-200mm f/2.8-3.5 Digital ED SWD var ve hala 1 duraklık hız avantajını koruyor, fiyatı da Canon’dan 250$ daha ucuz.

  • Olympus Zuiko 90mm – 250mm f/2.8 E-ED: 6000$, 3.27kg, 277x125mm (E5 ile denklik: 180-500mm f/5.6)
  • Olympus Zuiko 50-200mm f/2.8-3.5 Digital ED SWD: 1200$, 1kg, 157x87mm  (E5 ile denklik: 100-400mm f/5.6-7.1)
  • Canon EF 70-300mm f/4-5.6L IS USM: 1450$, 1,05kg, 143x89mm (7D ile denklik: 112-480mm f/5.6-8 )
  • Canon EF 100-400mm f/4.5-5.6L USM: 1550$, 1,38kg, 189x92mm (7D ile denklik 160-640mm f/5.6-8)
  • Nikon 200-400mm f/4G ED, AF-S VR-II: 6800$, 3.36kg, 124×365 (D7000 ile denklik 300-600mm f/5.6)

Özetle…

Ben burada pahalı olarak nitelendirilen en üst lenslerini değerlendirdim. Bunun dışındaki lensler 1000$ seviyesinin altında geliyor ve yeterli seviyede seçenek mevcut. Makro konusunda biraz zayıf kaldığı söylenebilir belki ama onun içinde sistemin en keskin lenslerinden biri olan 500$ fiyat etiketli Olympus Zuiko 50mm f/2.0 E-ED Digital Macro var.

Sistemin ana zayıflığının f/2’den hızlı lense sahip olmaması diyebiliriz, bunun için Panasonic Leica 25/1.4 ve Sigma’nın 35/1.4’ü dışında seçenek yok. 2x çarpanı hızlı lens üretiminde dezavantaj olsa da tele kısmında hızlı lensler üretebilmek konusunda avantaj haline geliyor. Ciddi kullanıcılar için pek çok süper lens mevcut, fiyatları da diğer markaların üst seviye çözümlerinden pahalı değil. Denklik gözetilmeden sadece odak uzaklığı ile birlikte bakılırsa elbette pahalı gelir ama durum böyle değil.

http://robinwong.blogspot.com

E o zaman neden sistem başarılı olamadı? Nedeni pazardaki Canon ve Nikon algısı ve ağırlığı. Bu hala devam ediyor, bunun kırmaya yaklaşan bir tek Sony var, ardından da Pentax geliyor. Olympus ise giriş seviyesini M4/3’e kaydırdı, DSLR pazarında sadece ileri seviye çarpanlı gövde ile devam ediyor. E-5 üst seviye yalıtım ve metal gövdeye sahip ve böyle bir gövdede hareketli ekran sunan tek üretici olmaya da devam ediyor. Herkes için yüksek ISO başarımı zayıfığı. Yukarıda da belirttiğim gibi bu APS-C’li rakiplerinden 1 durak, FF olanlardan da 2 durak kadar daha zayıf. ISO1600 sonuçları bence gayet iyi, 5D Mark II ile ISO6400’de çektiğim fotoğraflar mükemmel miydi? Hayır değildi, ham çekip gürültü giderme uyguluyordum, detay kayıpları hala kaçınılmazdı.

Bunları incelemelerdeki görselleri dikkatle inceleyerek söylüyorum tabii, elime alıp kullanmışlığım yok. E-620’deki gibi sağ köşe yaptırır mı onu da bilemiyorum. Ama D7000 gibi makinelerin detayları silerek temiz görüntü vermesi mantığına başından beri karşı olduğumu belirteyim. X100 de, NEX-5n de bunu yapıyor açıkcası yani yüksek ISO’da bundan kaçış yok. Gelişen teknoloji ile iyileşme var ama FF bile olsa yüksek ISO hala kalite kaybı anlamına geliyor.

http://robinwong.blogspot.com

İkinci eli zayıf, tek modelle gövde seçeneği zayıf , lenslerinin fiyatları diğer sistemlerden daha uygun değil, eşim, arkadaşım, şu bu herkes Canon ve Nikon kullanırken 4/3 kullanmam derseniz anlarım ama bir bütü yani sistem olarak düşündüğümüzde Olympus E-5 ve lenslerinin bence bir eksiği yok ve çok güzel sonuçlar üretebiliyorlar. Bu sistem için gereksiz, yetersiz demek yerine hakkını teslim etmek ve kendi tercihlerimize bakmamız en doğru yol.

Ekipmanı değerli kılan onu kullanan fotoğrafçı yoksa en iyi makineyi bile yeteneksiz birinin eline verirseniz ortaya çok sıradan sonuçlar çıkar. E-5’in neler yapabileceğini görmek için Robin Wong’un bloguna bakabilirsiniz: http://robinwong.blogspot.com/

Son olarak Olympus 4/3 sistemini ve kullanıcılarını terketmiyor, muhtemelen 3 yıllık periyodla 4/3 uyumlu ileri seviye bir gövde sunmaya devam edecek. E-5’ten önce modüler bir sistemin dedikodusu vardı ama E-5 klasik bir DSLR olarak çıktı. Kim bilir belki de bir sonraki gövde Ricoh’unki gibi modüler gelir:)

Olympus kullanıcısı değilim, Olympus’un para ya da ekipman da almıyorum, durup dururken kimsenin dikkate almadığı bir sistem için neden bu kadar vakit ve emek harcayarak uzun bir yazı hazırladım? Bazen bol bol yazmak istiyorum, tek nedenim bu oluyor ki burada 4/3 sistemine hak ettiği saygıyı göstermek istedim, başka da bir nedeni yok.
Örnek fotoğraflar Robin Wong’a ait.
4 Comments
4 Comments
  1. Çok fazla teknik ama meramını anlatmak için gereken dilde yazılmış bir yazıydı. Teşekkürler.

    Günümüzde hala birçok insan fotoğraf makinelerine para verirken dış görünüşlerine bakabiliyor ki yakınımdaki insanlardan bile biliyorum bunu.

    Aslında Bilgisayar olsun, Fotoğraf makinesi olsun bir çok elektronik gereci alırken öncelikle ne için kullanacağınızı tam olarak belirlemeniz gerekiyor. Sonrasında ise bu iş için ayıracağınız bütçeyi belirlemelisiniz ki bunu tam bir rakam yerine makul bir aralık olarak düşünmek daha doğru olacaktır. Sonrasında ise sadece bu istediğiniz amaçları ve fiyatları karşılayan makinelere yönelmek doğru seçim olacaktır.

    Tabi bunu yapabilmek için de alacağınız ürünlerden ya anlamalısınız ya da anlayan birine danışmalısınız. Bilgisayar konusunda bana danışmadan cihaz alan sonra aldığı cihaz ile bana gelen çok insan biliyorum ki bazıları hiç işine yaramayacak özelliklere sahip cihazlara bolca para vermiş, bazıları ise verdiği para ile yapmak istediği işi yapabilecek bir cihaz alabilecek iken daha azı ile yetinmek zorundan kalmış ve bir süre daha bu cihaza maddi açıdan mahkum kalmıştır.

    Bu açıdan teknik ve sıkıcı görünen ama çeşitli seviyedeki modeller arasında karar verir iken hangi seviyeyi tercih edeceğimiz konusunda baz alınabilecek yazılardan birini yazmışsın yine.

    Bir bilene danışın tabiri bu açıdan çok önemli bir sözümüzdür. Yalçın sen ve BasÇek sayesinde Fotoğraf Makinesi ve Fotoğraf konusunda belirli bir seviyede bilgi birikimim oldu. Ve fotoğraf makinesi ile lens alırken tüm bu yazılara rağmen ikinci danışacak kişi olarak hala seni görüyorum. :)

  2. Eline, emeğine, bilgine sağlık Yalçın. Stüdyo açtığımda herkes Canon Nikon dedi teknik olarak inceledim Olympus E-420 mantıklı gelmişti; zira LiveView olan nadir makina vardı o zaman (2008) Hiçte pişman olmadım. 14-42mm ve 40-150mm iki objektifle 1100tl ye 12 taksit almıştım. Bence Olympus her zaman parasını hakeden bir makinadır.

  3. Burada anlatılanları okuduktan sonra D7000 ve takım taklavatı satıp E-30 gövde + Zuikonun 12-60 , 25mm pc , 8mm fisheye vs alıp 4:3 sisteme geçtim , iyiki de geçmişim , kullanıcısına müthiş yardımcı bir menüye sahip gövde , son derece keskin ve kaliteli lensler , bu kadar memnun kalacağımı hiç düşünmezdim , evet 2.eli zayıf satıp E-M5 e geçmek istiyorum biraz zorlanacağım farkındayım ama 1 senede aldığım performansı düşününce değer diyorum. Cidden iyi ürünler şiddetle önerilir.

  4. Yalçın Bey çok aydınlatıcı bir yazı olmuş. benim gibi çok yeni başlayanlar için biraz teknik kaçsa da ben de kendimce hisseme düşeni aldım. Ben olympus e420 kullanıyorum. micro 4/3 lensleri 4/3 sistemlerde kullanmamızı sağlayan bir adaptör var mı?

Leave a comment

Powered by WP Hashcash