15 Feb 2012

The Author

Bilgisayar Mühendisi, Konser Fotoğrafçısı, Video Sevdalısı, grafik ve animasyon meraklısı, araştırmacı kişilik, okur, yazar, çizer, çeker...

Share

Aynasız sistemlerde boyut ve ağırlık karşılaştırması

Bence gelecek aynasızlarda, er ya da geç tüm firmalar, tüm ürünleri ile bu sınıfa dahil olacaklar. Ergonomik nedenlerle boyut küçültmenin tercih edilmediği anlarda dahi ayna ve penta-prizma mekanizmasına yer verilmeyecek. Bunun önünde 2 engel var, hareketli konu takip AF hızı ve EVF’nin ‘henüz’ optik vizör seviyesine gelmemiş olması. Bu ikisi de geçici konular, Nikon V1 hibrit AF sistemi sayesinde hareketli nesnelerin takibinde de oldukça başarılı. Sony 1024×768 piksel çözünürlük sunan EVF’si ile şuan en iyi çözümü sunuyor ama hala alınacak yol var. Aslında bu çözümler de şuan hazır ama maliyetinin daha makul seviyelere gerilemesi gerekiyor. Bir de elektroniğe kayan sistemler nedeniyle enerji tüketimi arıyor, pil teknolojileri ise en yavaş ilerleyen alan diyebiliriz.

Neden aynasız sistemler?
Bu sorunun cevabını ayrı bir yazı ile vereceğim, şuan yazmaya başlarsam saatlerimi alacağını biliyorum:) Şimdilik boyut karşılaştırması ile idare edeceksiniz:)
Neden Sony-C3, Olympus E-P3, Panasonic GF3 gibi modeller yok?
Bu hali ile bile ortalık baya karışıkken eklenecek her makine ile çizgileri ayırdetmeniz zorlaşacak. Ben burada benim için daha ön plana çıkan ürünleri koydum. Bir de bunun için baya uğraştığımı eklemeliyim:) Zamanla listeyi genişletir, sınıf sınıf da ayırırız.
Dpreview’ün yan yana karşılaştırma görsellerini kullanıyorum, bunları çizgilere çevirirken perspeftif bozulamaları olabilir. Milimetrik hassaslık da beklemeyin, amacım boyut farklılıkların yaklaşık olarak ne seviyede olduğunu görmek.

Boyut Karşılaştırma Görselleri

Lenslerin 35mm karşılığının 50mm olmasına çalıştım ama Sony’lerde böyle bir seçenek sadece yavaş makro lens olarak mevcut, bu nedenle onlarda Zeiss 24/1.8 kullanıldı. Şuan kullandığımFujifilm X100 sistem kamerası değil, sadece referans olması için yer alıyor.

Aynasız gövdelerin boyut karşılaştırması

Gövde boyutu olarak küçükten büyüğe sıralamamızı yapalım.

  • Sony NEX-5n
  • Samsung NX200
  • Panasonic GX1
  • Sony NEX-7
  • Olympus OM-D E-M5
  • Fujifilm X-Pro1

Çok rahatlıkla Sony NEX-5n ile boyut küçültmenin sınırlarını zorlamış diyebiliriz:) Samsung NX200 de oldukça küçük bir gövde. Olympus OM-D E-M5’i özel gövdesiyle bence hala küçük olmayı başarıyor. İçlerinde en büyüğü Fujifilm X-Pro1 ama o da sağlam metal gövdesi ve hibrit-vizörü ile aşırı büyük sayılmaz. Lensleri taktığımızda işin rengi değişiyor tabii. Derinlik (gövde+lensin uzunluğu) bazlı sıralamanın şu şekilde olduğunu söyleyebiliriz:

  • Samsung NX200 + Samsung 30/2
  • Fujifilm X-Pro1 + Fujifilm 35/1.4
  • Panasonic GX1 + Leica 25/1.4
  • Olympus OM-D E-M5 + Leica 25/1.4
  • Sony NEX-5n + Zeiss 24/1.8, Sony NEX-7 + Zeiss 24/1.8

Aynasızlar üstten boyut karşılaştırması

Elbette Sony NEX-5n hala daha küçük gövde hacmine sahip ama uzun lens nedeniyle bir bütün olarak çantanızda daha çok yer kaplayacak. Homojen bir karşılaştırma değil elbette, her sistemde aynı hızlı lens yok, fiyatları farklı, çapları farklı, ağırlıkları farklı. Ağırlık demişken onu da sıralayalım:

  • 264gr ->Panasonic GX1 (165gr) + Panasonic 20/1.7 (99gr)
  • 355gr -> Samsung NX200 (220gr) + Samsung 30/2 (85gr)
  • 365gr -> Panasonic GX1 (165gr) + Leica 25/1.4 (200gr)
  • 435gr -> Sony NEX-5n (210gr)  Zeiss 24/1.8 (225gr)
  • 470gr -> Olympus OM-D E-M5 (369gr) + Panasonic 20/1.7 (99gr)
  • 569gr -> Olympus OM-D E-M5 (369gr) + Leica 25/1.4 (200gr)
  • 578gr -> Sony NEX-7 (353gr) + Zeiss 24/1.8 (225gr)
  • 587gr -> Fujifilm X-Pro1 (400gr) + Fujifilm 35/1.4 (187gr)

Pilsiz çalışmıyor bu cihazlar o yüzden eşitlik olsun diye pilsiz ağırlıklarını kullandım. Pil için 50-100gr ayrıca eklemek lazım. Görüldüğü gibi lensin ağırlığı makineninkinden daha önemli. Fujifilm’i hızlı lensleri bu kadar hafif ve kompakt yaptığı için tebrik etmek lazım. Leica 25/1.4 güzel bir lens ama boyutu küçültmek için bunun yerine Pansonic’in daha yavaş odaklamaya sahip olan 20/1.7’si tercih edilebilir. Gene buradan lens çeşitliliğinin güzel bir şey olduğunu görüyoruz, Panasonic GX1 20/1.7 ile en hafif sistem olabilirken, 25/1.4 ile de ağırlık hala makul bir seviyede kalıyor.

Panasonic 20/1.7’ye çok küçük derdik, yaklaşık 1/3 durak yavaş olan Samsung 30/2 çok daha küçük boyutlu bir lens yani tam anlamıyle NEX kullanıcılarının istediği gibi bir ‘pancake’ lens:

  • Panasonic 20/1.7: 99gr, 63mm x 46mm, 340$
  • Samsung 30/2 : 85gr, 61.5mm x 21.5mm, 300$
17 Comments
17 Comments
  1. siz aynasızları çok önemsiyorsunuz ve daha önceki yazılarınızdan anladığım ibrenin dslr’dan bunlara net bir şekilde döneceğini düşünüyorsunuz. peki aynasızlar boyutlarından ötürü sahip olduğu tutuş dezavantajlarını aşabilecekler mi yoksa kullanıcılar taşınabilirlik için bu dezavantajı yok saymayı mı seçecek, ne düşünüyorsunuz bu konuda?

    • Bu bir sonraki yazımın konusu olacaktı aslında, konu hassas o yüzden cevap da baya uzun olacak:)

      Fotoğraf makinelerinin 2 ana hitap kitlesi mevcut:
      1) Bu işten para kazanan profesyoneller
      2) Hobi ve anılarını kaydetmek amaçlı kullanan amatörler

      Profesyoneller için ekipmanın güvenilir olması önemli, yoksa para kazanacağım derken hukuki yaptırımlarla karşılaşmaları bile olası. Güvenilirlik de fotoğrafı olması gerektiği gibi çekmek ve işlemeye hazır bir şekilde kaydedebilmek. Bu bile gayet geniş bir tanım çünkü her profesyonel fotoğrafçı hızlı netlemeye ihtiyaç duymaz.

      Mesela mimari çekim yapan bir profesyonel için çözünürlük, shift lens ve asgari geometrik bozulma çok daha önemlidir ve de ne tesadüftür ki çok pahalı olan bu shift lensler de otomatik netleme yapamazlar. Bu durumda bırakın hızlı takip AF’sini, hızlı AF bile gerekmez. LCD varken optik vizöre de gerek duyulmaz. Üç-ayak üzerinde özenle yapılan bu çekimlerde fotoğrafçının en üst düzey ergonomiyi arayacağını da sanmıyorum. Benzer durumn manzara çekenler için de geçerli. Bu alanda hala büyük format filmli fotoğraf makinesi kullananlar mevcut.

      Bir başka uç örnek spor fotoğrafları çekenler. Bunlar için hareketi takip edebilmek ve hızlı takip AF’si, hızlı seri çekim yapabilmek çözünürlükten daha önemlidir. Zaten bu tarz pro gövdeler hep yüksek hızlı olurken, MP savaşını uzaktan izlerler. Bir de gövdenin sağlam ve dayanıklı olması, sürekli seri çekim yaptığı için de ayna ve perde mekanizmasının ekstra dayanıklı olması gerekir. Peki bu alanda hareketli bir ayna mekanizması mutlaka gerekli mi? Değil, Canon 1995’te pro gövdesi EOS-1N RS’te sabit ayna sistemi kullanıyordu.

      Peki DSLR mükemmel bir çözüm mü? Bence eksilerine bakalım:

      – Hareketli ayna sistemi boyutu çok büyütüyor.
      – Hareketli her parça zamanla sorun çıkarmaya adaydır.
      – Çekim anında optik vizöre görüntü gitmez, hareketi takip edemezsiniz.
      – Pro gövdelerin dışında optik vizörün boyutu küçüktür.
      – Gövde ergonomik olarak iyileştikçe boyut ve ağırlığı artar.
      – Video çeken cihazlarda ekstra bir ayna hareketi gerekir.
      – Ayna hareketi makinenin titremesine de neden olur, engellemek için ayrıca ayna kitleme yapmak gerekir.

      Elbette büyük gövde ele iyi oturur, bol düğmesi ile ayarlara kolay erişim imkanı sağlar, ağır olsa da özellikle ağır lensleri daha dengeli tutmamızda yardımcı olur. Bunun karşılığı büyük boyut ve yüksek ağırlık olur. Kimileri bundan rahatsız olmaz, taşırım abi, der. Onlar taşısın tabii, alan memnun, veren memnun:)

      Gelelim 2 numaralı kullanıcı kesimine. Bunların bu kadar üst düzey ergonomiye ihtiyaçları var mıdır? Bunun cevabını herkes kendine göre vermeli. Benim ihtiyacım yok açıkcası. Ergonomi için illa fiziksel bol düğme olması gerekmez. Güzel tasarlanmış bir kontrol düzeni az düğme ile de kolay ayar yapabilmeye izin verir. Zaten günümüzde firmaların uyguladığı yöntem, mümkün olduğunca fazla kontrolcüyü programlanabilir yapmak. Bu sayede makine size göre özelleşebilir, beyaz ayarını hiç kullanmıyorsanız ona gerektiğinde menüden erişebilirsiniz, o yüzden bu düğmeye başka bir özelliği atayabilirsiniz. Fiziksel düğme yerine dokunmatik ekran kullanan sistemleri bunun dışında bırakıyorum tabii, onlar kışın kullanılabilirliklerini baya kaybediyorlar.

      Boyut konusu da aynı şekilde kişisel tercih. Kimilerinin eli küçüktür, onlar özellikle küçük gövde ister. Kimilerinin ise eli büyüktür onlar da özellikle büyük gövde ister. Bunun ortası yok o yüzden almadan önce makineyi elinize alın, rahat mısınız önce ona bakın deriz. Şuan 2 farklı yaklaşım mevcut:
      1) Rangefinder benzeri gövde
      2) Mini-DSLR benzeri gövde

      Gene ikisinin de avantajı dezavantajları mevcut ama Rangefinder gövdeleri zaten çok büyük değildi. Bu sistemler de benzer mantığa sahip, kaldı ki çok da küçük değiller bence. Gene kimileri ayrı bir ‘grip’ arar, kimileri ‘aramaz’. Sony NEX-5n ve SONY-7 buna sahipken, Olympus E-PL3 sahip değildir ama bu sayede derinliği daha küçük kalabilmektedir yani her şekilde bir kazanç/kayıp durumu söz konusu.

      En üst düzey ergonomi isteyen için Pansonic’in GH serisi, Olympus’un E-M5’i (yalıtım, sağlamlık, BG seçenekleri), Sony’nin de NEX-7’si mevcut. Daha fazla düğmeye ne zaman ihtiyacımız olacak diye kendimize sormalıyız.

      İlk SLR 1952 yılında çıktı, o günden bugüne çalışma mantığı hala aynı kaldı. Avantajları olsa da yanında eksileri de bulunan bir sistemin bence değişme vakti geldi. Sony’nin SLT sistemi ile yaptığı bu geçişi yumuşatmak ve nihani hedefleri de aynasız sistemlere tamamen geçmek.

      Aynasızların avantajları, neden aynasız sorusunun cevapları da bir sonraki yazıma kalsın artık:)

  2. Yalçın Bey güzel bir noktaya değinmiş. Hala daha dslr gövdesinden vazgeçemeyen, nex benzeri gövdelere küçümseyerek bakan kullanıcılar var ve bir optik vizör uğruna boşuna hamallık yaptıklarının farkında değiller. Kendim de dahil olduğum ‘anı, tatil, gündelik ve portre vb. çeken amatör fotoğrafçı’ kitlesi için şu anda en iyi seçenek Nex-5N + 18-55 lensi (Üzerine bir de 16mm olsa tadından yenmez elbette). Tuşlar tamamen özelleştirilebiliyor. Nex-5N’in en büyük sıkıntısı lens sayısı. Bir de çabuk ısınma yaptığını ve uzun video çekmek isteyenlere önermediğimi belirteyim. Nex-7 muhteşem bir evf ve daha fazla kontrol imkanı sunduğu için biz Nex-5N sahiplerinin de takibinde.

  3. Bu aynasız modeller, bahsedildiği gibi “hevesli” fotoğrafçılar için biçilmiş kaftan. Her zaman yanınızda taşıyabileceğiniz, fotoğraf kalitesi ile sizi memnun edecek modeller mevcut. Bu teknoloji ile tanışınca D90’ımı hiç düşünmeden sattım. Ederi ile Fuji X10 aldım. Evet bir DSLR kadar kaliteli fotoğraf çekmiyor belki ama panorama, süper makro ve düşük ışık çekimleri çok başarılı. Retro görüntüsünden etkilenmiş olacağım, çoğu zaman siyah-beyaz çekiyorum. Çok güzel sonuçlar veriyor.

    Not: Nikon J1 almıştım önce, elim alışmadı, görüntüler titredi, iade ettim. X10’u kesinlikle tavsiye ederim.

  4. çok güzel olmuş elinize saglık. uzun süredir sitenize giremiyordum, yeni haberler incelemeler görmek hoş oldu. şu mesai me can kattı resmen :)

  5. kişisel görüş olarakda şuan sanırım E-M5 çok güzel bir seçenek. tutuş olarak ek tutacakları ve bunlarla birlikte makinayı 4 farklı kombinasyonda istediğiniz rahatlıkta kullanabilmeniz bile sırf E-M5 i seçmemi sağlar şahsen.

  6. AYDINLATICI VE TEKNİK YAZILARINDAN DOLAYI YALÇIN BEY’E TEŞEKKÜR EDİYORUM

  7. Merhaba
    Yalçın Bey öncelikle sayfanızı çok beğendiğimi ve DF den de yorumlarınızı takip ettiğimi belirtmek isterim.
    Ben bir analog nikon kullanıcısı olarak gerek taşınabilirlik gerekse ergonomi açısından sizin gibi aynasız sistemleri, dslr lere göre hobi amaçlı durumlarda daha kullanışlı buluyorum.
    Yalnız bazı çekincelerim var. Optik vizör kullanımı benim için ayrı bir zevk. Ancak mâlum ayna olmayınca elektronik vizörler aynı tadı verir mi? bu beni düşündürüyor.
    Ayrıca ben solak olduğumdan sol gözümü vizör ortada olduğunda daha kolay kullanacağımı düşünüyorum. Sony solakları düşünerek vizörü sağda nex7 ler üretmemiştir sanırım :).
    Umarım ileride bana uygun aynasız makinalar da piyasaya çıkar.

    • Sony NEX-5n alıp EVF takılabilir ya da Olympus E-M5’te takılmışı var:) EVF’ye alışıp alışamayacağınızı görmek için de en temizi önce bir denemek. X100’de ben daha çok LCD’yi kullandığımı farkettim, tabii bundan 35mm ile geniş açı lense sahip olmamızın etkisi var, tele oldukça EVF’yi arardım ama.

  8. panasonic gx1 – leica x2 – leica x1 – fujifilm x pro1 – fujifilm x100 arasındayım , hangisini seçmem en doğrusu olur

    • Ben olsam bugün duyurulan Fuji X-E1’e öncelik verirdim.
      35mm bana yeter, başka odak uzaklığı aramam derseniz X100,
      Bütçe darsa da Panasonic GX1 derim ama bu durumda NEX serisini incelemeyi de unutmayın.

  9. iyi günler Yalçın Bey bey,
    ben canon 60d kullanıyordum.inanın o kadar para verip şu dslr makineleri ff harici mükemmel diye nitelendirmeye hiç gerek olmadığını gördüm.çektiğiniz fotoğrafları fotoshopta düzenlemezseniz ham halleri çokta iç açıcı olmuyor..bu nedenle ben hamallık yapmak yerine canondan çok daha iyi olacağını düşündüğüm nex 6 serisine geçeceğim.lens sorunuda kısmen çözülmeye başlandı ben 50 mm 1.8 ve 16-50mm kit lensle başlayacağım.ve zeissten kit lens aralığında kaliteli bir lensi bekleyeceğim.gerçi sony 10-18 aralığını çıkardı ama lens incelemeleri henüz yok.mark 2yide düşündüm ama hem fiyatı hem ağırlık ve kabalığı itici geldi.basçek’ten Murat Beye de sordum kendisi çok olumlu bakıyor.
    sizden ricam nex ürünlerini incelemiş biri olarak yeni çıkmış olan nex 6 ve yeni nex lensler için fikirlerinizi payşabilir misiniz.

    • NEX6’yı hiç kullanmadım ama kötü yorum yapan yok, şuan bana göre en alınası NEX modeli. Lens olarak da en mantıklısı 16-50 ile kit olarak alıp yanına bir de 50/1.8 eklemek. Sigma 19/2.8 de düşünülebilir zira 38mm karşılığı ile 50mm’den daha kullanışlı olacaktır. Almamak için bir neden yok, lensler Türkiye’ye de makul fiyatlarla geldiği için içinize sindiyse rahatlıkla tercih edilebilir.

  10. Merhaba,
    Fotoğrafçılığa başlamak için iki makina arasında kaldım. Birincisi epl-5 14-42,42-150 mm .Diğeri sony a6000 16-50 mm kit lens.arada 850 tl fark var.. uzun vadede sony daha yeni bir cihaz ve fullframe aynasız modeli de olması onu cazip kılıyor. ama yinede aradaki fark zorluyor beni. Değer mi sizce, yoksa Epl-5 iki lens ile yeterli mi?

    • EPL-5 bence çok güzel bir tercih olur ama M4/3 kimilerinde psikolojik olumsuz algı yaratıyor. A6000 ile biraz daha iyi IQ elde edebilirsiniz ama mesela ben Olympus’un renklerini daha çok seviyorum ben, sıcak ve göze daha hoş geliyor. Bu konuda E-PL1 bile oldukça iyi. Sony alanlar genelde renklerin soğukluğundan şikayet ediyor. İkisi de güzel seçenekler, 16-50 biraz daha esnek bir lens ama IQ olarak Sony lensler Olympuslara göre biraz daha zayıf. Özetle tercih zor çünkü bire bir rakip ürünler değiller.

      IQ=Image Quality/görüntü kalitesi

  11. merhaba yazılarınızı okuyorum bnmde bilgilenmek istediğim bir konu var yardımcı olursanız çok sevinirim almak istediğim 3 çeşit makine var hangisini alsam karasızım fiyatına göre en iyi özellikleri yansıtanı tercih edicem
    1_ samsung nx300
    2_sony nex7
    3_olympus OM-D E-M5

Leave a comment

Powered by WP Hashcash