Kış dağcılığı uygulama kamplarından bir diğeri için bu sefer de Akdağ’daydık. Türk insanı çok konuşur, iş yapmaya gelince ortada bir tane adam bile göremezsiniz. Benzer bir durum da bu etkinlikte yaşandı. İlk eğitimi Kocadağ’da yapmıştık ve ana eğitime katılan tek öğrenci bendim. Kazma kullanarak düşme eğitimi kalmıştı. İkincide Nebiyan’a kalabalık gittik ama onda bilmediğim bir şey görmedim, kazma eğitimi gene kaldı. Bu etkinlikte yenilerden ben, Banu ve Firuzan vardı. Etkinlik yapılmıyor, boş geçiyor, kulüp uyuyor diyen insanlar zoru görünce evlerinden çıkmıyor tabii…
Neyse, bu yazıyı faaliyet raporu şeklinde yazmayacağım zaten. Artık herkesin ulaşımında olan şeylerde kişisel bilgiler vermeyeceğim, herkes bunların yayınlanmasından hoşlanmıyor. En son bir etkinlikte istek üzerine fotoğraf silmekten gına geldiği için artık anı fotoğrafı da çekmiyorum. X100 satılınca, bir süre makinesi kalacağım. 2012 sonu gibi yeni gelecek makine de manzara üzerine odaklanacak. Bu etkinlikte ‘beni de çeksene’ talepleri gelmediği için çok rahattım, bu rahatlığı hatırlamam iyi oldu:) Fotoğraflar İlhan, Şükrü ve Osman Abi’ye aitler.
Hafta sonu için seçtiğimiz yer Akdağ’ın Suluova sınırları içinde kalan en uç noktalarından Seyfe Köyü idi. Gene yol üzerinde Çakallı’da mola verip memenem ve kavurmalı yumurta kombosu yaptık. Bu sefer uğradığımız Seyfi’nin Yeriydi sanırım ve geçene seferkinden çok daha iyiydi. Kayak pistinin olduğu bölüme değil, Seyfe Köyü’ne gittik. Kamp alanımız da köye yürüyerek 10-15dk mesafedeydi.
Çadır olarak Osman Abi ile şansımıza Tatonka Sherpa PU çıkmıştı. Öncelikle salonda kurduğumdan nasıl kurulduğu konusunda fikir sahibiydim ama 4 pollü, 3 kişilik bu büyük çadır baya olgunlanmış ve bakıma ihtiyaç duyuyordu. Üst tentenin ne pollerle, ne de çadırla bir bağlantısı vardı (2 uç nokta hariç), kazıklarla ve gergi ipleri ile geriyorduk. Çadırının alt bölümü çok ince olduğu için de Osman Abi zemine sermek için naylon getirmişti. Neyse, uzatmayayım en son biz tamamlamış olsak da çadırı sorunsuz kurmayı başardık. Burada yedek diye getirdiğim kendi 8 kazığımı da kullandığımızı belirteyim yani tanımadığınız bir çadır kullanacaksanız sahaya inmeden mutlaka bir deneme kurulumu yapın derim.
Levent genel olarak çanta nasıl yerleştirilir, nasıl takılır, ocak nasıl yakılır gibi temel konularda bilgi verdi. Ben de bu kampının bana kattığı yeni bilgiyi edinmiş oldum. Bilirsiniz sırt çantalarının tokaları taşıma anında çok sorun çıkarır, sağa sola takılır, çok da yer kaplar. İşte bunları engellemek için bel bölümünün desteklerini çantanın önüne doğru yani tersine kıvırıp, çantanın önünde klipsliyoruz. Her etkinlikte ufak tefek de olsa önemli bilgiler edinmek gerçekten değerli.
Kamp alanında telefon çekmiyordu ve evi arayacak bayanlar vardı. Osman Abi ile onlara eşlik ettik, başarısız bir yüksek tepeye çık, direğin yanında telefon çeker deneyiminin ardından muhtarın evine geçtik. Muhtar ve eşi süper insanlardı, bizi misafir ettiler. Çay içip, sohbet ettik. Suluova, Erbaa’ya da yakın olduğundan biliyorladı, onun hakkında da konuştuk ve kamptakileri daha fazla meraklandırmamak için izin isteyip kamp alanına döndük.
Sonrası klasik kamp ortamı oldu, yemek, muhabbet, ateş, daha fazla muhabbet:) Kamp alanımız geldiğimizde kuruydu, ne kar, ne de yağmur gördük. Arada şiddetli bir rüzgar gelse de hava beklediğim kadar soğuk değildi, üşüme olmadı.
Ben 22:30 gibi çadıra geçtim. İçini hafif toparlayıp yatma hazırlıklarına giriştim. Evden sandviç ve sıcak su getirmiştim, ikisine de ellemedim, ocak da kullanmayınca çantanın üst bölümüne hiç dokunmamıştım. Alt bölümden uyku tulumunu çıkardım ve matın üstüne serdim. Ufak tefek her şeyi (kafa lambası, piller, çatal-bıçak vs.) koyduğum küçük bir çantam var, onu baş ucuma koydum. Sadece içlikle kalarak tuluma girdim. Sıcak suyu kullanarak parmaklarımı yıkayarak lensimi çıkardım. Eczaneden 6.5TL’ye aldığım kulak tıkaçlarımı da takınca uyumaya hazırdım:)
Tıkaç gerçekten de işe yarıyor, hiç ses duymadım desem yeridir. Uyku tulumunun içi sıcaktı, arada üşüme gelince de kültür fizik hareketleri yaparak biraz daha ısı verdim:) Nilgün’ün verdiği şişme seyahat yastığı da çok makbule geçti ve bu sefer normal uyku modum olan yüzüstünü denedim, ona ve Kemal’e de buradan sevgilerimi iletiyorum:) Uyurken tulumun tüm fermuarlarını sıktığım için sadece yüzüm açıkta kalıyor ve yanağımı yastığa koymam yeterli. Yan yatmayı da denedim, bir ara sırt üstü yatıp bacak bacak üstüne bile attım:D Alpinist’in büyük olmasının faydasını hareket serbestliğinde görebiliyoruz diyebilirim. Bu arada boyu çok uzun olduğundan son 15cm kadarının lastikle bağladım bu sefer ve ayaklarım eskisi kadar üşümedi. Bir de çoraplarımı yatmadan önce değiştirdiğimi ekleyeyim. Sonuç olarak bu sefer gayet iyi uyudum.
Bir ara yoğun yağış sesi duydum ama çok oralı olmadım açıkcası. Sonrasında ara ara dışarıdan konuşma sesleri geliyordu. Burada kulak tıkacının da kötü yanını görmüş oldum, dış dünyayla bağlantımı koparıyordu. Bir şeylerin ters gittiği belliydi ki çok geçmeden çadırın yanından toparlanın, kampı toplayıp gidiyoruz cümlesi geldi. Hemen tulumdan çıktık. Çadırın üst ve yanına vurunca çadırın kar altında kaldığını anlamış olduk. Hızlı bir şekilde çantalarımızı toparladık ki benim çantam zaten hazırdı. Bu da geceden çantayı hazırlamanın acil durumlar için faydalı olacağını göstermiş oldu.
Çadırdan çıkmak için kapı bölümüne vurdum, bagaj bölümünün altından karlar bagaja girdi. Kar baya vardı demekti. Çadırın içinde ayakkabıları ve tozluklarımı giydim. Kapıdan dışarı çıktığımda çadırının tamamen karla kaplandığını görmüş oldum.
Çantaları arabaya götürüp bıraktıktan sonra geri dönüp çadırı topladık. Bütün bunlar sanırım 20dk içinde olup bitti.
Acele etmemizin nedeni kamp alanının yanındaki aracımızdı. Yollar kapanırsa araç burada kısılıp kalacaktı. Grubunun yeni üyeleri de sırt çantalarıyla muhtemelen çok uzun mesafe yürüyemeyeceklerdi.
Aracın önünde far ve flaş desteği ile grup fotoğrafımızı çekildik ki çok güzel çıkmışız:)
Sonrasında biraz yürüdük ve araçla Ladik’e indik. Orası da karlarla kaplıydı. Burada kahvaltımızı yaparak geri Samsun’a dönerek etkinliği sonlandırdık.











