Bu aralar biraz uyuşukluk var bünyemde o yüzden yazılacak şeyler olsa da bayadır yazmadım. Dirmil’de şelale arama, hızlı Pamukkale gezimiz, fotoğraf sektöründe pek çok gelişme yazılmadan kaldı. Arayı çok fazla açmamak adına hafta sonu yaptığımız kış kampçılığı eğitiminin yazısını hazırlayayım dedim ben de.
Kocadağ ve kış diye başlık atmış olsam da aslında kış henüz gelmedi ama kapıdan baktığını söyleyebiliriz. Şuan dışarıda güneş olsa da hava soğuk. Cuma günü kulüpte toplanıp eksik malzemelerimizi tamamladık. 14 kişi adını yazdırmıştı ama gelen sayısı 7 idi, yarı yarıya fire vardı yani. Benim tek eksiğim kazmaydı, onun çantaya nasıl bağlanacağını da öğrenmiş oldum. İlhan ile ortak kullanacağımız malzeme de 4 mevsim çadırdı. Benim 3 mevsim çadırım kar için yeterli gelmeyecekti muhtemelen.
Cumartesi sabahı 11′de kulüpte buluştuk. Bir fire daha verince sayımız 6′ya düşmüştü ama günübirlik gezmek için Ayfer Abla ile İsmail Abi de gelmişti. Benden başka 2 çaylak daha vardı, Hakan ve Vedat. Hakan’ın Transit’ine eşyaları doldurduk, İsmail Abilerin C4′ü de ikinci araç olacaktı. Yemek eksiklerini de tamamladıktan sonra biraz gecikmeyle de olsa yola çıktık.
Geçen hafta Kocadağ’ın tepesi hep bulutların içindeydi o yüzden kar var mı yok mu göremiyordum. Araba ile bu seviyeye geldiğimizde geçen sefer ki gibi bizi karşılayan sis oldu. Ayfer Ablalar gece döneceği için planalanan yürüyüş ile kamp alanına ulaşma planı iptal edildi, arabalar ile kamp alanına gidecektik. Biraz daha yükselince de kar manzarası ile karşılaştık. Bu manzara ile fazla ilerlememişken, hafif dik bir yokuşta araçlar patinaj çekmeye başladı. Araçtan indik, ittirdik, önünü açtık falan derken pes ettik, kar miktarının arttığı ve eğimin yükseldiği bu konum araçlar için son noktaydı.
Çantalar indirildi, yürüyüşe uygun ayarlamalar yapıldı ve kamp alanına doğru yürüyüşe geçtik. Yürürken de bir yandan Tacan ve İlhan karda yürüyüşe dair bilgilendirme yapıyordu. Tek sıra halinde sisin içinde ilerlerken bir yandan da adımlarımı kardaki adımlara uydurmaya çalışıyordum. Bu esnada çok fotoğraf çektiğimi söyleyemeyeceğim çünkü makineyi sallanmasın diye çapraz asmıştım, her çekim için sırt çantamın bel klipsini açmam, sonra da tekrar kapatmam gerekiyordu.
Yukarıdaki grup fotoğrafını çektikten sonra kar yağmaya başladı. Bu pek hoş olmadı çünkü üzerimde yağmurluk değil Nike ACG polar vardı ve o da su itme özelliğine sahip değildi. Bir miktar da kar altında yürüdükten sonra kamp alanına ulaştık ve yayla evine geçerek çantalarımızı bıraktık. İlk iş çadırları kurmaktı. Zemini ayakkabılarımızla iyice ezerek sertleştirdik ve çadırı kurduk. Salewa’nın çadırının kurulumu benimkinden çok farklı değildi ama pol yapısı çok daha sağlam ve pratik geldi. Kazıkları da karın altındaki toprağa geçirerek çadırı hazır hale getirdik.
3 çadır da hazır olunca bir grup odun toplamaya gitti. Ben kahvaltıyla durduğumdan evden getirdiğim keki, çayla tükettim ve kendime geldim. Biz de odun toplamaya çıktık. Ekip elinde odun kütlesi ile geliyordu. İsmail Abinin yerini aldım ve kulübeye kadar odunun taşınmasına yardım ettim. Ayak yoğun bir çalışma düzenim olduğundan kolları baya boşlamışız ki kulübeye varana kadar kolum koptu. Sonrası ateş yakma ve akşam yemeğine hazırlık oldu.
Yemekte hamsi ızgara vardı. Hamsiyi kılçığıyla birlikte yediğim için rahattım, ilk partide yarım ekmeği hamsi ile doldurup karnımı doyurdum. Bu esnada hamsiyi ekmekle yemek üzerine baya geyikler döndü, ekibin neşesi yerindeydi. Burada İlhan sağolsun benzin ocağını nasıl temizleyeceğimi ve yakacağımı gösterdi. Bugüne kadar verimli kullanamamışım ocağımı.
Hamsinin üstüne TRT vericilerine çay ziyaretinde bulunduk, İsmail Abi teknik ekipmanın olduğu bölümü gezdirdi. Soğuktan birden sıcak ortama geçince ateş bastı, mayıştım, gözlerim kapanmaya başladı.
Bu sıcak ziyaretin ardından Ayfer Ablaları arabalarına doğru yolcu ettik. Bu gece yürüyüşünde makineyi MF’ye alıp 10m’ye odakladım ve görmeden fotoğraf çektim. Sonuçlar pek iyi olmasa da o anki atmosferi güzel yansıttığı için benim hoşuma gitti.
Geri kulübeye döndük ve ateşin önüne dizildik. Hava geçenki gelişimize göre daha güzeldi, keskin bir soğuk yoktu ama sıcak da değildi. Bunu 4 dakikalık uzun pozlama denememde elimim soğuktan acıması ile farketmiş oldum. Bu arada Bulb modunda makinenin çekim süresini arka ekranda göstermesi olayını beğendim, ek bir kronometre kullanımını gereksik kılan bir uygulama olmuş. Ama aynı şekilde mekanik deklanşör kablosu kullanımını da gereksiz ve hatta bu devirde saçma buluyorum. Ben zaten bu kabloyla süreyi önceden hesaplayarak fotoğrafı çekiyorum, kabloyla falan uğraşmadan menüden kaç saniyelik pozlama yapacağımızı girsek de makine o kadar sürede gecikmeli çekimini yapsa olmaz mı? Diğer firmalar için de geçerli bu ama nedense kimse yapmıyor.
Sonuçta 4 dakikalık pozlamada masaüstü dandik tripodun günü kurtarmaya yetmediğini görmüş oldum, makine sallanmış. Aşağıda kullandığım fotoğraf ISO 6400′de 1dk pozlanmış. Neden ISO bu halde? Çünkü, ISO değerleri mod değiştirdiğinizde o modda en son hangi değeri kullandıysanız o olarak seçiliyor. Bu yerine göre faydalı olabilir ama ayarları 2 kere kontrol etmekte fayda var. Bu kare aynı zamanda aşırı pozlanmış bir kareydi, ham çekmenin güzelliği Lightroom’da -4EV poz telafisi ile fotoğrafı ayağa kaldırabildim. Açıkcası bu kadarını beklemiyordum:)
Hava kısa bir süreliğine çekim izni vermişti ama bu çok uzun sürmedi, sis ve hafif kar yağışı geri geldi. Televizyon kulesinin de fotoğrafını çekerek içeri döndüm.
İçerde Samsung Galaxy S2 merkezli muhabbet dönüyordu. Hakan’ın çocuğu hastalanınca, Vedat ile birlikte şehre döndüler. Bu şekilde sayımız 4 kişiye düşmüş oldu. Biraz daha ekipman muhabbeti yaptıktan sonra çadırlara geçtik. Uyku tulumunun boyun bölümünde sıkıştırma lastiği varmış, onu öğrenmiş oldum.
Klasik bir şekilde uyuyamadım, soğuktan değil de uyku tulumuna çok alışık olmamamdan kaynaklanıyor sanırım. Tulumda döndüm durdum, İlhan bir ara uyanınca saat kaç diye sordum, şarjı bitmiş, kendi telefonumu açtım, daha 04:25. Dışarıda kalan pil de yarılanmış, ekran da baya ıslanmış. Telefonu kapatıp uyku tulumunun içine aldım ve bundan sonra ara ara da olsa baya uyudum. Atık yan yatıyorum, başımın altına da polarımı katlayıp koyuyorum. Kalktığımızda saat 08:00′i geçmişti, Osman Abi ile Tacan çoktan kalkmış, ateşi yakmıştı, biz de çadırın içini toplayarak kulübeye geçip kahvaltımızı yaptık.
Kahvaltı sonrası çadırları toplayıp kurumaları için kulübeye astık. Bundan sonra karda iz açma ve yürüme eğitimine geçtik. Tek öğrenci bendim yani özel ders gibi oldu ve oldukça verimli geçti. Hava da açıktı o yüzden güzel kareler çekebildik.
Eğitim sonrası çantaları toparladık ve patikadan inişe geçtik. Sonbahar doğası gerçekten de heyecan verici, karla birleşince daha da hoş oluyor. Bu inişte kimi yerlerde ıslanan kayalar kayarak sorun çıkarsa da genel anlamda rahat bir iniş oldu.
İnişin son bölümünde taş ocağının neden olduğu orman katliamı için yürek burkucuydu. Taş ocağı yeteri kadar tahribata neden olmamış gibi daha da genişlemek için pek çok ağacı kesmişti ve sondaj çalışması yapıyorlardı. Ağaç cesetleri ise ayaklarımızın altındaydı. Ne kadar küfür etsek az…

































Fotograflar müthiş elinize sağlık.
Sağol Recep, güzel olan doğanın kendisi, biz sadece onu dondurmaya çalışıyoruz. Bu arada seçimin çok doğru olmuş, DR-Auto ve Auto-ISO (ISO-800, 1/30) kullan ve diğer makinelerin yakalayamadığı güzellikte fotoğraflar görmeye hazır ol:)
Eyw. görüyorum zaten sizin çektiklerinizden :) 10cm’e odaklama yapması beni detay fotografları çekmeye zorluyor gibi, kendimi engelleyemiyorum:) bu arada farkettinmi bilmiyorum ama fw 1.11 den sonra menü ve fn tuşlarına basılı tuttuğunda direk görevler gelmiş menüye basılı tuttuğunda menü kitleniyor. Fn ye basılı tutuncada direk görev atama ekranı açılıyor.
Bu arada bulb da 30sn yenin üstünde pozlama için nası bi ayar yapıyorsun ?
diyaframı kısıp nd filtreyide on yapıyorsunuz sanırım.
Hala güncellemedim ben, bugün halledeyim onu da:)
Bulb’ı tam olarak kullanabilmek için mekanik deklanşör kablosu almak lazım yoksa verimli bir çekim yapabilmek pek olası değil. Gece çekimlerinde diyaframı kısmak yetiyor genelde ama ortamda fazla ışık varsa 3 duraklık ND filtremiz de baya faydalı oluyor (8 saniye yerine 1dk olacak mesela).
Auto-ISO (ISO-800, 1/30)
Dediğiniz bu ayarı yaptım fakat düşük ışıkta 1/30 altına iniyor kendi kendine. yanlış ne yaptım anlamadım :)
Düşük ışıkta ben diğer ayarlarımı kullanıyorum:
- Auto-ISO= OFF
- Fn button= ISO
Işık yetmediğinde de ISO değerini arttırıyorum.
Senin durumunda muhtemelen yeterli ışık yok, ISO-800, 1/30 için bile yeterli gelmiyor, daha yüksek ISO değeri lazım.
http://500px.com/Recepkalmaz
Buyur hocam bende bikaç fotograf cektim nacizane :)
Oldukça güzeller, devamını bekliyorum:)
Renkleri bile bu makineyi özel yapmaya yetiyor, başka bir makinede bu tonları, gökyüzlerini göremedim şahsen:)
Aynı fikirdeyim, benide renkleri çok cezbetti almadan önce, yavas yavas alısıyorum odaklanmasına bugün ilk kez çıktım fotografa yakında bi gece çekimede çıkcam bakalım uzun pozlaması nasıl :)
Yalçın selam,
x100 için yedek batarya arıyorum fakat henüz gözüme çarpan batarya bulamadım orj. alayım diyorum onada o parayı vermek istemiyorum sen nasıl hallettin bu sorunu acaba ?
Bunlardan 4 tane aldım, sorunsuz çalışıyorlar: http://urun.gittigidiyor.com/fotograf-kamera/fuji-np-95-np95-f30-f31fd-pil-batarya-48488964
Saol bende 2 adet sipariş verdim memnun kalırsam bitane daha alabilirim. fiyatı uygunmuş. orjinali kadar gidiyormu bataryası acaba :)